BBM Magazine
52 BBM MAGAZINE ARTICLE • MAKALE October-December • Ekim-Aralık 2017 whose number increased up to a few thousand, lived in natural caves and coves in small groups. On the other hand, they met their food needs and other supplies by gathering all kinds of edible plants in nature and hunting animals. As the population of communities increased and natural resources fell short, some emigrated from South Africa towards the north and started inhabiting in the wide soils of Asia. When living conditions became harsh as a result of population increase in the regions they in- habited, they continued immigrating to other areas of the world in clusters. During the migrations, which started in 70.000 BC and continued for 20-40 thousand years, human biology (DNA) changed due to the melting of gla- ciers, radiation as a result of heavy rains - according to some scholars, vitamin D, which formed with solar rays - and harsh living conditions due to regional climatic cha- racteristics. In this process, white and yellow skinned ra- ces emerged, the skin of humans, who did not emigrate, remained black. On the other hand, human races were categorized anatomically and according to their physical qualities such as skull, bone structure and tall stature. As explained above, while humans lived in separate commu- nities and racial groups with different languages, religious beliefs and ethnic structures, their population increased rapidly, and they started creating establishing civilizati- ons. This condition, which started in 40.000 BC, con- tinued until 500 B.C, and in this process, artificial races emerged with the intercourse between individuals. There are several speculations about the birth of Turkish race, but by personal guess is that Turkish race emerged after the Biblical Flood, which happened in 3000 B.C, un- less proved otherwise. Many people and other living cre- kilde ortaya çıktıklarını yazmaktadırlar. Zamanla sayıları birkaç bine ulaşan bu insanlar etraflarında buldukları do- ğal mağara ve kovuklarda küçük topluluklar halinde yaşa- mışlar. Öte yandan doğanın sunduğu her türlü yenilebilir bitkileri toplama, hayvanları avlama yöntemiyle gıda ve diğer gereksinmelerini karşılamışlar. Toplumlardaki nüfus sayısı artıp, doğal kaynaklar yetmemeye başlayınca, bir kısım insanlar, Güney Afrika’dan hareketle kuzeye doğru göçerek, Asya’nın geniş topraklarına ayak basmış. Bulun- dukları bölgelerde nüfus sayısının artması sonucu yaşam koşulları zorlaşınca, kümeler halinde dünyanın diğer yer- lerine doğru göçe devam etmişler. M.Ö. 70.000 yıllarında başlayarak 20 – 40 bin yıl süren göçler sırasında, buzul- ların erimesi ve yoğun yağmurlar sırasında ortaya çıkan radyasyon – bazı görüşlere göre güneş ışınlarıyla oluşan D vitamini - etkisi ve bölgesel iklim özellikleri ile zorlu ya- şam koşulları nedeniyle insan biyolojisinde (DNA) değişik- likler oluşmuş. Böylelikle beyaz ve sarı ciltli ırklar ortaya çıkarken, göç etmeyen kesim kara derili kalmış. Öte yan- dan da, insan ırkları anatomik yönden kafatası ve kemik yapısı, boy uzunluğu gibi fiziksel yapılarıyla sınıflandırılmış. Yukarda açıklandığı gibi, insanlar ırklar arsında ve kendi içlerinde de, konuşma dili, dinsel inanışlar, etnik yapı gibi nedenlerle ayrı topluluklar şeklinde yaşarlarken, nüfusları hızla artmaya ve medeniyetler kurmaya başlamışlar. M.Ö. kırk binde başlayan bu durum M.S. beş yüzlü yıllara kadar devam etmiş, bu arada fertler arası birleşmelerle yapay ırklar da ortaya çıkmış. Türk ırkının doğuşu hakkında çok sayıda açıklamaları bulunmakta, kişisel tahminim ise, aksi ispat edilmediği sürece M.Ö. 3000 yıllarında meydana gelen Nuh tufa- nı sonunda oluşması yönündedir. Kuran, Tevrat gibi din kitapları ile destanlar ve arkeolojik bulguların teyit ettiği, Mezopotamya’daki büyük su baskını sonucu çok sayı- da insan ve canlı yok olmuş. Suların durulmasıyla Nuh hazretlerinin üç oğlu eşleriyle birlikte dünyanın çeşitli yö- relerine dağılarak çoğalmışlar. Bunlardan Yasef’in Türk Kabilelerinin babası olduğu, oğlu Türk isimlisinden ise Türk ırkının ürediği varsayılmaktadır. Bütün bu gelişmeler oluşurken, toplumların yaşam için gerekli tüm hususları yardımcı alet edevat ile temel hammaddeleri kullanmada sadece ev ekonomisi çerçevesinde yapılmasının mümkün olmadığı görülünce, değişik işkolları ve meslekler ortaya çıkmaya başlamış. Kooperatif çalışma düzeni ile erbap kişileri disipline edebilmek ve yeni gelişmeleri sağlamak üzere de, mevzuatlar geliştirilmiş. Üzerinde duracağımız husus, insanlık tarihinin en eskilerinden olan değirmen- cilik ve ekmekçilik üretim tesisleri ile meslek sahipleri için konulmuş mevzuatlardır. OSMANLI DEVLETİNİN KURULUŞU Oğuz Türklerinin büyük bir kolu olan Kayı Boyunun lide- ri Süleyman Şah vaktiyle ayrıldığı Türkistan coğrafyasına
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx